> Hoş geldim. Hoş buldum. Falan.

gözyaşımı gördüğü an benimle iletişim kurmaya başlayıp bir yandan da onları silen bir kadın vardı, beni anladığını hissetmiştim tüm varlığımla. demek ki böyle bir şey mümkün  ya da en azından böyle bir hisse neden oluyor, anlamış oldum. çok iyi niyetli bir rüyaydı keşke daha detaylı hatırlayabilsem.
bir yandan da uykumun kaçtığı aralardan birinde, “gecenin kızı’na klip çeksek kimi oynatırız nasıl bir klip olur?”u düşündüm.
ve gerçekçi olmam gerektiğini söylerken kendime, içimdeki duygusal boşluk nedeniyle yaşayamadığım ve büyütemediğim romantizm ihtiyacımın beni kendimden ve gerçekten ne kadar uzaklaştırdığını.
neyseki yaz ayları hiçbir zaman şikayetçi olduğum dönemler olmamıştır. bu aylar; özgürlüğüme özgürlük, yalnızlığıma yalnızlık kattığım aylar olmuştur son 3-4 yıldır ve bununla yetinmesini öğrenmeliyim.
hatta gecenin kızının, bir an için yalnızca bir an için kafama taktığım bir kadından esinlenerek süzülmüş olmasına bakarsak kafamın içinden,.
yaz ayları çok iyidir çok da faydalıdır, tabi, herkese tavsiye edilir.

http://www.youtube.com/watch?v=XBvlNZ1xIvs
“bazen diyorum”
kendime inanılmaz güvene güvene, göğsümü gere gere; aşk peşindeysen, düş peşime!!
“sonra diyorum”
sürekli sarıl, mesaj at, öpüş, yiyiş, tartış, seviş, ilgi göster, başka birine sözün varken bir anda onun yanına gitmen gereksin, “özledin mi?” sorusuna zorlama cevaplar ver, trip ye, karşı çıksın, kafasındaki sınırlarıyla çatış, dışarı çık bütçeni aşacak derecede para harca, kendinle vakit geçirmeyi özle, müzik yapacak yetisi yoksa daha güç bir yolla paylaş, aklın yüce birisinde kalsın, seni ağzını açmamakla yargılasın, sürekli konuşmaya paylaşmaya zorlasın, gençse boş kafalı ergen gibi ya da kendini bir şey zannedip gereğinden olgun davransın, legonun parçasıymışız gibi birbirimize oturmasın da, yuvasına uymayan vida misali döndürüp döndürüp kalbimin içine içine ruhunu, duygularımı yalama yapsın..

ve kendime diyorum ki;
senin arayacağın romantizmi de, üşengeçliği de, ızdırrrabınla birlikte skeyim!
bu üşengeçlik değil
tam anlamıyla bi korku
senden korkan senin gibi olsun
eşşoleşşeğin oğlu!!.

(tırnaklı kısımlar alıntı oluyor)

e-ben
Bana soru sor
2 gün öncesine dair aklımda kalanlar;

Ne viski içip çok eğleniyormuşçasına dans edişim
Ne hiç eğlenmediğim için biraz etrafta dolaşma istediğim
Ne bir kaç insanın bir kaç insana karşı takındığı vurdumduymaz tavır
Ne e harfiyle ne de b hariyle başlayan hatunlar ve erkekler
Ne de yediğim jelibonlar içtiğim sigara ve biralar
Ne clup müziğe gitarlar eşlik etmem
Ne bu kendi içimde yaşadığım romantizmim
Ne yurt arkadaşlarım ne müzikal ne batı müziği kulübü ne ailem..

Bu sefer, gerçekten olan şeyler aklımda kaldı dünden,
Z’le tek bir sade selamlaşmamız,
O’la sabahlamamız ve bu yaşımıza değin başımızdan geçenlerle açık açık hem tüm hislerimizle hem de akılcı bir biçimde yüzleşmek

Şu geceden itibaren hiçbir şeyi samimiyetsiz bir şekilde yaşamak istemiyorum,
Ama böyle bir şey mümkün mü?

(18 mayıs sabah 04.00 sularında,
bankta yattığım geceyi anımsayarak,
kampüs sokaklarında)

bazı insanların, “kudretli bir ilişki”ye sahip olabilmesi için gereken en büyük şey; just a huge big king extra patience.

benim hayallerimdeki hatun ve ben yani bizim için büyük bir sabır, belki dünya için orta halli bir etki yaratabilir. en azından kendi açımdan düşünüyorum da, benden kesinlikle bir kaç roman bi düzinede öykü kitabı çıkar.
albümler gırla…

daha şimdiden ufacık ve orta vadeli süreçlere dair tüm yazdıklarımın ve söylediklerimin sahipleri var, aman nazar değmesin böyle devam etsin de beslenmeye, ___lerden yola çıkmaya devam edebileyim.

zira benim gibi bir delikanlı için erken gelen “büyük aşk” zihnimi çok erken bir noktada durduracaktır.
bana ya travmatik ölçülerde ve derecede kısa süreli ama yoğun yıkımlar verin ya da bir gün kocaman bir bomba atın tüm varlığıma,
işte o zaman, ahahaha Banliyö Treni, yaratıcılık konusunda hiç sıkıntı çekmez.:)

sanki, zamanı, da! neyse ben belamı aramıyorum
Tamer ve Okan’ın büyük aşkları bittiği vakit onların hüsranlarına benim destek olmam gerekicek, zira bi vakit benim yaşama sevincim ertesindeki hüsranım denk geldiğinde de 2sinin bile beni sırtlaması kâfi gelmeyecek.

x4 az aslında
ama o zaten asgari sınırıydı..

bu 20 yaşına gelindikten sonra da kolaylıkla işleyebilen bir süreç değil anlaşılan o ki.
insan belli bir döneme kadar çoktan oturmuş oluyor temel karakterinin üstüne.
ve ben de demek ki artık şüphe duymamalı veya boşuna heveslenmemeliyim bazı şeylerin olumlu yönde değişeceğine dair.
nefret etmekle yorulmak ve kendi canımı sıkmak yerine yapabileceğim şey birlikte aynı ortamı, tartışmayı veya işi paylaşmaya son vermek olabilir.

bu bir beceri ve şunun gibi bir şey;
hepimiz twitter kullanmaya devam ederken ve özellikle bazılarımız saçma sapan kullanmaya devam ederken (-her ne kadar özgür olsak da, kendin için bir şeyler paylaşmak yerine sağa sola çırpınır vaziyette kullanman sağlıklı değildir) golgicismi’nin, “çok gereksiz bir biçimde kullandığımı farkettim o yüzden kapattım” şeklinde kurduğu cümleden fışkıran erdem gibi bir şey. o bunun, yaklaşık 19 yaşında kimsenin müdahalesi olmadan farkına vardı ve inanılmaz bir bağımlılığına inanılmaz bir kararlılıkla son verdi. en az 2buçuk sene oldu.
burda muazzam bir güç var.

hanginiz bir sosyal paylaşım ağınızı geçici olarak durdurma gücüne sahipsiniz? bu güce sahip bir insanın bir çok karakter unsuru hakkında olumlu çıkarımlar yapabilirim. evet sadece bu noktadan hareketle bir sürü doğrular çizebilirim.

çünkü, kendini kandıran insan, kendini anlamaz kendini asla bilemez,
ve dolayısıyla başkası tarafından da mümkünatı yok anlaşılamaz.
buna istinaden; kendini kandırmaya karşı dirençli bir insan ise, kendini bilir ve kendini bildiği gibi davranma konusunda daha belirgindir,
herkes tarafından kolaylıkla anlaşılır.