Install this theme
bir gün birisi sırtına kocaman bir gülümseme almış.
yolda yürürken arkasından gelip geçenler birisinin yüzüne kocaman gülümsüyormuş.
birisi bütün gün koca gülümsemeyi taşıyıp yorulduktan sonra yolun kenarında bir banka oturup gülümsemesini yanına koymuş.
birisi birisinin yanına gelip tam da gülümsemenin üstüne oturacak mış ki birisi hemen davranıp gülümsemesinin üstüne eğilmiş.
ayakta duran basmış kahkahayı ve demiş ki; “madem bütün gün sırtında taşıyıp oturup dinlendiğin zamanda yanına koyuyorsun, gülümsemeni kaybetmekten neden korkuyorsun?” en sonunda hayretli bir ifadeyle,
birisi gülümsemiş ve “sırf bu soruyu birinin bana sormasını istemiştim” “çünkü gülümseyerek sorabilen bireylere olan hayranlığım yaratıcıların veya yaratılanların ötesindedir”
“bütün ağırlığımı bir anda ortadan kaldırdığın için sana minnettarım” yanıtlarını verip birbirilerine gülümserlerken film mutlu sona ermiş.

Oğlunun eşcinsel olduğunu öğrenen bir annenin tepkisi oğlunu evden kovmak olmuş.Buna karşın torununa sahip çıkan dede ise, kızına yukarıdaki mektubu göndermiş.Kaba bir çevirisiyle;”Sevgili ChristineKızım olarak beni hayal kırıklığına uğrattın. ”Ailede bir utanç kaynağı var.” derken haklıydın ama utancın kaynağı konusunda yanıldın.Burada bir ”tiksinçlik” varsa o da sadece eşcinsel olduğu için Chad’i evden kovmandır.
Esas ”tabiata aykırı” olan şey, bir ebeveynin evladını reddetmesidir.Bütün bu olayda söylediğin tek mantığa yatkın şey ise, ”ben evladımı eşcinsel olarak yetiştirmedim” demen.Elbetteki öyle yetiştirmedin.O böyle doğdu. Ve nasıl solak olması kendi seçimi değilse buda değil.Öte yandan sen, incitici, dar görüşlü ve gerici olmayı tercih ettin.Madem konu evlatları reddetmekten açıldı, ben de bu anı sana güle güle demek için değerlendirmek istiyorum. Müthiş bir torun yetiştirmem lazım ve senin gibi kalpsiz bir kıza ayıracak zamanım yok.
Kalbini bulursan bizi ara.
Baban”

Oğlunun eşcinsel olduğunu öğrenen bir annenin tepkisi oğlunu evden kovmak olmuş.Buna karşın torununa sahip çıkan dede ise, kızına yukarıdaki mektubu göndermiş.Kaba bir çevirisiyle;

”Sevgili Christine
Kızım olarak beni hayal kırıklığına uğrattın. ”Ailede bir utanç kaynağı var.” derken haklıydın ama utancın kaynağı konusunda yanıldın.Burada bir ”tiksinçlik” varsa o da sadece eşcinsel olduğu için Chad’i evden kovmandır.

Esas ”tabiata aykırı” olan şey, bir ebeveynin evladını reddetmesidir.Bütün bu olayda söylediğin tek mantığa yatkın şey ise, ”ben evladımı eşcinsel olarak yetiştirmedim” demen.Elbetteki öyle yetiştirmedin.O böyle doğdu. Ve nasıl solak olması kendi seçimi değilse buda değil.Öte yandan sen, incitici, dar görüşlü ve gerici olmayı tercih ettin.Madem konu evlatları reddetmekten açıldı, ben de bu anı sana güle güle demek için değerlendirmek istiyorum. Müthiş bir torun yetiştirmem lazım ve senin gibi kalpsiz bir kıza ayıracak zamanım yok.

Kalbini bulursan bizi ara.

Baban”

“Ben böyle seviyorum işte:
Zerafetini, gaddarlığını, inceliğini, kabalığını,
Olduğun şairi, olmadığın erkeği seviyorum.
Bir zamanlar çocuk olduğun,
Ve bir gün ceset olacağın için seviyorum.
Hem gövdeni hem aklını seviyorum.
Yalnızca boynunun düzgün çizgilerini değil,
Koltuk altının terini de seviyorum.
Kanımı tutuşturan gücünü de,
Çocuk gibi elinden tutma isteği uyandıran güçsüzlüğünü de seviyorum.
Tanrı böyle sevmiyorsa,
Ben de sevgimi Tanrı yaparım!”

ne çok konuşuyom hıyamına ya.3-4 aydır böyle gülmüyodum akû

ne çok konuşuyom hıyamına ya.
3-4 aydır böyle gülmüyodum akû

Yolu olmayan ormanlarda mutluluk vardır,
Yalnız yürünen deniz kıyısında sevinç.
Topluluklar vardır kimsenin zorla girmediği derin denizlerde,
ve sesinde de müzik.
İnsanı daha az seviyorum diyemem
ama doğayı daha fazla …
Lord Byron

Çünkü günümüzde insan varlığının korkunç saçmalığını anladı mı günlük gerçekleri doğanın gerçekleri açısından gördü mü harekete geçmek istemez……………………………………………………………………………………………..Bu saçmalık bilincini iyi etmek, acıyı gidermek sanatçının işidir.